K-BBQ'NUN KALBİ SEUL MUTFAĞI
Yıllar önce Seul’a gitme fırsatım olmuştu. Alışık olduğumuz damak tatları dışında lezzetler denemeyi, kendimi şaşırtmayı, merak etmeyi seviyorum. Seul mutfağı, Güney Kore’nin hızlı şehir yaşamı ile köklü geleneklerini aynı sofrada buluşturan oldukça renkli ve karakterli bir mutfak kültürüne sahip. Şehirde yürürken bir köşeden yükselen mangal kokusu, diğer tarafta kaynayan noodle kaseleri ya da sokak tezgahlarında hazırlanan atıştırmalıklar insanı daha ilk anda bu mutfağın enerjisine çekiyor. Seul’de yemek yemek yalnızca yeni tatlar denemek değil, aynı zamanda şehrin ritmini hissetmek gibi...
Kore mutfağının geçmişi
Bu geçmiş aslında yüzyıllar öncesine dayanıyor. Tarım kültürünün güçlü olması nedeniyle pirinç, sebzeler ve fermente yiyecekler mutfağın temelini oluşturmuş. Özellikle sert geçen kış aylarında yiyecekleri uzun süre saklayabilmek için geliştirilen fermente teknikleri zamanla Kore mutfağının en önemli özelliklerinden biri haline gelmiş. Bugün dünyanın her yerinde tanınan kimchi de bu kültürün en önemli örneklerinden biri. Baharatlı ve fermente edilmiş lahana ile hazırlanan kimchi, Seul’de neredeyse her öğünün yanında servis ediliyor ve sadece bir garnitür değil, adeta kültürel bir simge olarak görülüyor. Ben beğenmiştim, denenmeli.
Seul mutfağının en dikkat çekici özelliklerinden biri güçlü tat dengesi. Acı, tatlı, tuzlu ve fermente aromalar aynı tabakta buluşabiliyor. Özellikle gochujang adı verilen acı biber salçası, birçok yemeğin temel lezzetlerinden biri. Sarımsak, susam yağı, soya sosu ve susam tohumları da mutfağın vazgeçilmez aromaları arasında yer alıyor. İlk başta yoğun gibi gelen bu tatlar, zamanla oldukça alışkanlık yapan bir hale geliyor. Yemeklerde hep farklı bir koku vari, çözemediğimiz, bizim alışık olmadığımız. Onların tat karışımları çok farklı.
Şehirde en sevilen yemeklerin başında ise Korean BBQ geliyor. Seul’ün neredeyse her mahallesinde farklı bir mangal restoranı görmek mümkün. İçeri girdiğiniz anda masaların ortasında yanan ızgaralar, yükselen et kokuları ve kalabalık sohbetler dikkat çekiyor. Korean BBQ kültürü oldukça sosyal bir deneyim sunuyor çünkü burada yemek yemek hızlıca biten bir öğün değil, uzun süren bir paylaşım anı gibi yaşanıyor. Sosları biraz tatlı. Neredeyse her şey acı ama o acı soslar bile biraz tatlı.
BBQ sofralarının en dikkat çekici detaylarından biri de “banchan” adı verilen küçük yan tabaklar. Kimchi, turşular, patates salatası, baharatlı sebzeler ve farklı mezeler masaya sürekli geliyor. Bu yüzden sofralar oldukça renkli ve zengin görünüyor. İnsanlar yemek sırasında acele etmiyor; sohbet ederek, etleri yavaş yavaş pişirerek uzun süre masada vakit geçiriyor.
Seul’de mutlaka denenmesi gereken yemeklerden biri de bibimbap. Pirinç üzerine sebzeler, yumurta, et ve acılı sos eklenerek hazırlanan bu yemek hem doyurucu hem de oldukça renkli bir görüntüye sahip. Tteokbokki ise şehrin en ünlü sokak lezzetlerinden biri. Acılı ve hafif tatlı sos içinde servis edilen pirinç kekleri özellikle gençlerin favorileri arasında yer alıyor. Bunun yanında ramen çeşitleri, kızarmış Kore tavuğu ve deniz ürünleri de şehirde oldukça popüler.

Seul'ün hareketli pazarlarından: susam yağı ile tatlandırılmış Gimbap rulosu ve acı soslu Tteokbokki ve Eomuk (balık kekleri).

Seul'de sokak lezzetleri
Sokak lezzetleri Seul mutfağının en renkli tarafı. Özellikle Myeongdong, Hongdae ve Gwangjang Market gibi bölgelerde yürürken her köşe başında farklı bir tat görmek mümkün. Korean corn dog son yıllarda dünya çapında popüler hale gelen lezzetlerden biri. Dışı çıtır kaplamayla hazırlanan bu atıştırmalık bazen patates parçalarıyla kaplanıyor ve üzerine şeker bile serpilebiliyor. Hotteok adı verilen içi tarçınlı şeker dolgulu sıcak pankekler özellikle kış aylarında çok seviliyor. Balık şeklindeki taiyaki tatlıları ve bingsu adı verilen buzlu tatlılar da Seul sokaklarının en sevilen tatlıları arasında bulunuyor. Ama size birşey itiraf edeyim. Ben Gangnam’da, Seul’un en popüler caddesinde gezerken ara sokaklarda adını bile bilmediğim bir sürü sokak lezzeti görmüştüm ama denemeye pek cesaret edemedim Sanırım içinde ne olduğunu bilmeden riske girmek istemedim. Benim denediklerim restoranlarının yemekleri olmuştu.
Seul’de yemek kültürü yalnızca modern restoranlardan oluşmuyor. Şehirde geleneksel Kore evlerinde hizmet veren küçük restoranlar ve yıllardır aynı tariflerle çalışan aile işletmeleri de oldukça önemli bir yere sahip. Özellikle Gwangjang Market, Seul’ün en eski ve en ünlü pazarlarından biri olarak biliniyor. Burada el yapımı noodle’lardan mung bean pancake’e kadar birçok geleneksel tat denenebiliyor. Daha modern ve lüks bir deneyim yaşamak isteyenler için ise Gangnam bölgesindeki şık Korean BBQ restoranları ya da Michelin yıldızlı Kore mutfağı restoranları dikkat çekiyor.
Gelelim İstanbulda yeni açılan Seoul Kitchen'na
Seul mutfağını özel yapan şey aslında tam olarak şehrin ruhunu yansıtması. Hızlı ama sıcak, modern ama geleneklerine bağlı, cesur ama samimi bir duruşa sahip. Bir gece pazarında ayakta yemek yerken ya da kalabalık bir restoranda mangal başında sohbet ederken kendinizi şehrin günlük yaşamının bir parçası gibi hissetmek mümkün oluyor. Belki de bu yüzden Seul’de yemek yemek sadece farklı tatlar keşfetmek değil, aynı zamanda şehri gerçekten deneyimlemek anlamına geliyor.
Şimdi gelelim İstanbul’aki Bomontiada’da açılan Seoul Kitchen yani Türkçesi; Seoul Mutfağı’na. Bunu duyunca çok sevinmiştim ve bizim ekip ile beraber denemeye karar verdik. Buluşmaya giderken aklımda barbekü etler ve değişik soslar vardı. Çok sevdiğim sushi çeşitlerini ve noodleları da merak ediyor ve hatta daha önce yemediğim ama çok merak ettiğim tteakbokki’yi düşünüyordum.
İçeriye girince klasik bir restoran değil de hızlıca atıştırıp çıkacağın bir fast food noktası olduğunu gördüm. Çok da mantıklı, Bomonti’de güzel konserler olur. Konser öncesi hızlıca bir şeyler yiyip içmek çok uygun. Ortam çok keyifli, duvardaki ışıklar, tavanda asılı kore usulu lambalar, hatta karaoke bile var.
Masada tabletler var ve siparişi direk oradan verebiliyorsunuz ama biz yine de oradakilere en sevdiğimiz soruyu sorduk “ne tavsiye edersiniz? Sizin en meşhur yemeğiniz nedir?”

Önerilerini ikiletmedik, getirin dedik ve tatmaya başladık. Aydan'a baktım 'et söylemedin mi?' diye sordum. Önerdikleri bunlar deyince masada duran tableti alıp menüyü inclemeye başladım. Menüdeki yemek çeşitliliği hayallerimdeki gibi değildi. Hakikaten barbekü et, klasik Kore mutfağının demirbaşları yoktu.
Denediğimiz sushi lezzetliydi, yenir mi mis gibi yenir, ama daha klasik seçenekler de olsa iyiydi. K-BBQ soslu veya farklı soslar, etler yoktu. Taze noodle da yoktu. Kızarmış karidesler güzeldi. İlk kez yediğim tteokbokki ise bol sulu içindeki hamurlarla acıyı dengeleyen gerçekten çok başarılı bir yemekti. Acı sosunu gerçekten çok sevdik. Dört kişiydik ve 6 tabak söyledik, gayet doyduk. İçeceklerimizle birlikte 4 bin TL ödedik. Fiyat performans dengesi mutlu etti.


Soldan sağa; Vildan Akyol, Aydan Üstkanat, Tuğba Karabudak, Güneş Aksüs
Buraya gidilir mi tabi ki ama K-BBQ olmadığını bu mekanın Kore fast food tarzı olduğunu gitmeden önce bilirseniz benim gibi hayal kırıklığına uğramazsınız.
Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!