Ara

Önerilen anahtar kelimeler:

Aydan Üstkanat
Aydan Üstkanat
0 yorum 0 kayıt 0 beğeni 4 görüntülenme
AKDENİZ’İN DERİNLİKLERİNDE 2.100 YIL BOYUNCA BİNLERCE TABAĞI KORUYAN NEYDİ?

AKDENİZ’İN DERİNLİKLERİNDE 2.100 YIL BOYUNCA BİNLERCE TABAĞI KORUYAN NEYDİ?

Antalya’nın Adrasan açıklarında bulunan yaklaşık 2.100 yıllık bir gemi batığından binlerce seramik sofra kabı çıkarıldı. Tabakların, kaselerin ve tepsilerin büyük bölümünün bugüne ulaşmasını sağlayan şey ise şaşırtıcı derecede basit: Kapların arasına yerleştirilen kil.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Adrasan açıklarında yürütülen su altı kazılarında binlerce seramik eserin gün yüzüne çıkarıldığını açıkladı. 2025 yılında başlatılan kazılarda elde edilen bulgular, 28 Eylül 2026’da kamuoyuyla paylaşıldı.

Yaklaşık 2.100 yıllık gemi batığında, 122 farklı form ve boyutta tabak, kase ve tepsi tespit edildi. Kuruyemiş tabaklarından çorba kaselerine, balık tabaklarından farklı boyutlardaki servis tepsilerine uzanan bu çeşitlilik, Roma döneminde sofra kaplarının yalnızca işlevsel nesneler olmadığını; yemek türüne ve servis biçimine göre ayrıştığını gösteriyor.



Binlerce seramiği kil korudu

Buluntuların en dikkat çekici yanı yalnızca sayıları değil, korunma biçimleri.

Seramik kaplar gemiye yüklenirken ahşap sandıklara yerleştirilmiş, birbirlerine çarparak kırılmalarını önlemek amacıyla aralarına kil konulmuştu. Gemi battığında bu kil tabakası kapların çevresinde koruyucu bir dolgu oluşturdu. Böylece kırılgan sofra eşyalarının önemli bir bölümü Akdeniz’in dibinde iki bin yılı aşkın süre korunabildi.

Bugünün ambalajlama yöntemlerini hatırlatan bu uygulama, antik çağdaki üreticilerin yalnızca iyi seramik yapmadığını; uzun mesafeli deniz ticaretinin gerektirdiği koruma ve taşıma bilgisini de geliştirdiğini ortaya koyuyor.


Arsuz’dan Roma sofralarına

Batığın ana yükünü oluşturan kırmızı astarlı seramiklerin, Hatay’ın Arsuz ilçesindeki antik Rhosus kentinin kıyılarında üretildiği düşünülüyor. İnce işçilikleri ve çeşitlenen formlarıyla bu kaplar, dönemin Akdeniz dünyasında talep gören nitelikli sofra takımları arasında yer alıyordu.

Rhosus seramiklerinin ünü yalnızca arkeolojik buluntulara dayanmıyor. Romalı hatip ve devlet insanı Cicero, MÖ 50 yılında dostu Atticus’a yazdığı bir mektupta onun için Rhosus’tan kaplar sipariş ettiğinden söz ediyor. Adrasan batığındaki buluntular, antik metinlerde adı geçen bu üretimin gerçek ticaret hacmini somutlaştırıyor.

Gemide, Ege’deki farklı üretim merkezleriyle ilişkilendirilen amforalar da bulundu. Antakya kökenli MÖ 1. yüzyıl sikkeleri ise batığın tarihlendirilmesine yardımcı oluyor. Bulgular, geminin Antakya, Ege adaları, Yunanistan ve İtalya kıyıları arasında işleyen geniş bir ticaret hattının parçası olduğuna işaret ediyor.

Arsuz’dan yola çıktığı düşünülen geminin Roma yönünde ilerlerken fırtına sırasında bir sığlığa çarparak battığı tahmin ediliyor.


Kazı robot desteğiyle sürüyor

Batık, Adrasan açıklarında 42 ila 55 metre derinlikte bulunuyor. Bu derinlik, dalış süresini ve çalışma koşullarını ciddi biçimde sınırlıyor. Su altı arkeologları bu nedenle kazıları robotik sistemlerin desteğiyle sürdürüyor. Çalışmalar henüz tamamlanmış değil. Yeni buluntuların, geminin yükleme düzeninden seramiklerin üretim merkezlerine ve Akdeniz’deki dağıtım ağına kadar pek çok başlıkta daha kesin sonuçlar vermesi bekleniyor.


Bu keşfin önemi, denizden çok sayıda eski tabak çıkarılmış olmasından ibaret değil.

Batık; Anadolu’da üretilen sofra kaplarının iki bin yıl önce standartlaştırıldığını, farklı kullanım amaçları için çeşitlendirildiğini, kırılmadan taşınması için özel yöntemler geliştirildiğini ve Akdeniz’in büyük ticaret merkezlerine ihraç edildiğini gösteriyor.

Başka bir ifadeyle Anadolu, yalnızca tarımsal ürün gönderen bir coğrafya değildi. Tasarım, üretim, ambalajlama ve dağıtım bilgisine sahip güçlü bir sofra kültürü endüstrisinin de merkezlerinden biriydi.

Adrasan batığı bize masal değil, doğrudan kanıt sunuyor: 122 farklı kap formu, üretim merkezleri, sikkeler, ticaret rotaları ve onları 2.100 yıl koruyan kil.


Kaynak: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı; Anadolu Ajansı, 28 Eylül 2026.

Yemek denilince akla gelen bütün detaylarına emek veren, ahlaklı tüketim felsefesini benimsemiş bir yemek filozofu. Şef, yemek fotoğrafçısı, yemek stilisti, yemek yazarı, reçete danışmanı.
Sosyal Medya

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.