Ara

Önerilen anahtar kelimeler:

Aydan Üstkanat
Aydan Üstkanat
0 yorum 0 kayıt 0 beğeni 4 görüntülenme
BARCELONA'da GASTRO TUR

BARCELONA'da GASTRO TUR

Yazı ve fotoğraflar, Özgün Gökşen Ercan


Paradoksa kapılmamak için aklını bırakacağın yerlere seyahat etmemeli belki de - Seneler evvel Maui adasından ayrılırken de tam da bu duygudaydım - Katalonya’nın başkenti Barcelona, 7/24 canlı sokakları, sahilleri, sıcacık insanları, iklimi, kültürü ve efsane tapaslarıyla gerçekten ‘yaşanası’. 

Özlemle beklediğim yaz sezonunun tam kalbindeyiz. Hollanda, kışın aldığı yağmurların da etkisiyle yemyeşil ve sokaklar mis gibi çiçek kokuyor. Direksiyonu aralarda günübirlik batıya sürüyor ve kilometrelerce uzunluktaki lale tarlalarında dur kalk yapıyoruz. İyice yol almışken okyanus kokusunu da derin derin içimize çekince hafif ve tatlı bir baş dönmesi kaçınılmaz oluyor. Eforlu yürüyüşleri ailece çok sevdiğimiz için, Hollanda'nın sonsuz düzlük hali bir süreden sonra rahatsız edici olabiliyor. Neyse ki Belçika ve milli parkları bulunduğumuz yere yarım saat uzaklıkta. İyi bir yürüyüş için dev bir oksijen maskesi gibi. Orman, göl ve tepe üçgeni aynı lokasyonda ve oldukça tatmin edici.

Bir diğer açlığını hissettiğimiz şeyse sıcak hava ve deniz. İşte böylelikle Akdeniz’e konumlanmış Barcelona’ya gitmeye karar veriyoruz ve bu yazı size orada kaleme alınıyor.

Gaudi’nin memleketindeyim, her yer sanat eseri. En bilinenlerinden La Sagrada Familia’daki ince işçiliği incelerken tutulan boynum, şehre tepeden hakim Park Guell’deki imza mozaiklere ve muazzam viyadüklere bakacağım derken yine dinlenemiyor. Bir de dönemin varlıklı aileleri için tasarladığı evler var ki sözün gerçekten bittiği yer! Olağanüstü bilinçaltına sahip Gaudi; Battlo ailesini bir evde değil, adeta denizaltında yaşatmış. Masmavi parlak seramikleri ve puslu cam motifleriyle su altında gibi hissederken, aslında etrafınızın sürreal bir şekilde deniz canlılarıyla kuşatıldığını farketmeniz hiç de zor değil. Üstelik binanın alt katında ziyaretçileri harika bir sürpriz bekliyor: Refik Anadol’un yapay zeka ile oluşturduğu 360 derecelik görsel ziyafeti! Şu sıralar Casa Battlo’nun ön cephesi ve daha dünyanın birçok kilit noktasında gerçekleştirdiği projeksiyon gösterileri de tıpkı buradaki sanal gezi gibi şahane.



Tapas yemeden Barcelona’dan dönemezsin! Hatta bu topraklarda midende zil çaldığında ilk yediğin yemek de bence tapas olmalı. Yeri gelmişken, şehrin en ünlü pazarı La Boqueria’nın içindeki butik mezeci ‘El Quim’i mutlaka not alın, gidilmemesi büyük kayıp olur. Humus yatağında ahtapottan, ustura midyesine; deniz ürünlü paelladan, churros’a kadar seçenekler sonsuz. Seçenekler çok olunca işin içinden çıkamamak var tabii. Barcelona’ya yolunuz düşerse burada buz gibi Sangria eşliğinde yaşayacağınız bu muhteşem yüksek lezzetli tecrübenin tadına varmalısınız.

Gösterişli plazaların yer aldığı farklı yollara ayrılan meydanların dapdar ve upuzun sokakları sağlı sollu restoranlarla dolu. Keyifle yiyip içen insanların arasından geçerken ortamın büyüsüne kapılmamak zor. Bu daracık sokaklarda karşınıza çıkan resim galerisi, ufak bir konser salonu ya da birbirinden güzel butik mağazalar gerçekten şaşırtıyor.

Barcelona’ya gelmişken Flamenco gösterisi izlemeden dönmek olmaz! Barcelona Trio gitaristleriyle dansçılar müthiş bir uyum içerisinde performanslarını sergilerken, başlı başına ‘harika’ olan Palau de la Musica Catalana’nın iç dekoru muazzam etkileyici.

Böyle müthiş doyurucu bir geziden sonra bir sonraki sayıda nerede olurum bilmiyorum? Yine keyifli bir yazıda buluşmak üzere…


Yemek denilince akla gelen bütün detaylarına emek veren, ahlaklı tüketim felsefesini benimsemiş bir yemek filozofu. Şef, yemek fotoğrafçısı, yemek stilisti, yemek yazarı, reçete danışmanı.
Sosyal Medya

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.